Birden anlıyorum bunca zamandır neden yazamadığımı. Aniden anlıyorum kelimelerin bunca zamandır ve hala,  neden düşmanım olduğunu, sustuğunu, kalemimin kuruduğunu, kağıdımın ıslandığını. Anladım birden.

Seni yazmaya çalışıyorum uzunca bir süredir de, o yüzden. Seni anlatmaya çalışıyorum, seni bir şiirim yapmak istiyorum. Başarısız oluyorum, yapamıyorum, doğru gelmiyor mısralar, istediğimi anlatamıyorum. Bana dokunuşundaki anlayamadığım gücü yazmaya çalışıyorum. Tenini hissetmenin, koklamanın nasıl olduğunu kelimelere sığdırmaya çalışıyorum var gücümle. Senin sigaranın dumanında hapsolmanın, İstanbul’un sokaklarında, aşık olduğum bu şehri tekrar keşfederken seninle, ilk defa adım atmışım gibi bu kaldırımlara; aramızdaki sessizliği bulmaya çalışıyorum kağıdımın beyazında. En basitini anlatmaya çalışıyorum,  kokunu sadece, nefesini sadece, sıcaklığını sadece, uyurken kirpiklerinin hareketini sadece.

Sana söyleyemediklerimi yazmaya çalışıyorum. Senin bulamadığım gizli hazinelerini  kalemin ucunda arıyorum, açamadığım kapıların var, anahtarlarını arıyorum her harfte ve yazdığım, yazamadığım her cümlede.

Ben seni anlatmaya çalışıyorum. Bu yüzden yazamıyorum. Nasıl anlatayım bunları? Seni, seni nasıl anlatabilirim? Nasıl kelimelerle donatabilirim kağıdımı ki senin gözlerini görebileyim bu harflerin tablosunda? Seni nasıl saklayabilirim sayfalarımın arasında sanki tenimde, kemiklerimde, damarlarımda saklamak yetmezmiş gibi?

Yetmez ki.

İçimdekini anlatmaya çalışıyorum ama belki de anlamamışım bile kendim.

Sen kimsin?

Sen nereden geldin?

Bir yabancı, sessiz sedasız gelmiş.

Bir defasında bir rüyamda görmüştüm sanki seni, siyah saçlı, uzun bir yabancı, yabancıların en sevgilisi ama. Daha hiç tanımadan. Hiç adını duymadan.

Binlerce defa anlatmaya çalıştım seni kendime ve sonra yüzyılların aşık şairlerine, görsünler ve utansınlar yazdıklarından diye.

Sen, hırsız -hırsızların en sevgilisi ama- geldin ve tüm kelimelerimi çaldın.

Parmaklarımın ucundan, yazılmamış her şeyimi öpücük öpücük çaldın ve şimdi karşımdasın. Benim kelimelerimle ışıldıyor gözlerin, teninde bütün şiirlerim, bütün masallarım avuçlarında. İçimin mürekkebi, senin damarlarında.

Defne Kartal

The Boy

The new boy,

The boy with the earring and the band-aid on his brow,

The boy who walks alone down the hall,

The boy who dates ‘her’

The boy I hear of

The boy, who’s simply a stranger

The boy who’s sleeping right beside me in the dark, now. He doesn’t know I’m watching. He might find it a bit creepy in fact, if he opens his eyes right now. The boy with the long lashes, and the beard that makes my lips itchy. How much I want to hold him, maybe because of how far away he seems when he is so fast asleep. The boy with so many unknowns about him. The boy I get to kiss, the boy with the softest lips and the curious tongue. The boy with the slim arms and beautiful hands. He turns away from me at night. He doesn’t hold me in his arms so close, at night. But our feets touch, and our legs intertwine and maybe, at some point , way past midnight, I rest my head on his chest. The boy I’m so afraid to lose that even when he’s simply dreaming, in a land of dreams and no mornings, I miss him, terrified.

The boy who I make love to in a public bathroom, downstairs, after one too many drinks. The boy I slap on the cheek, more than I should. The boy who takes me home. The boy who makes me furious, and confused. The boy who I blame a bit too much. The boy who fails me, the boy who I fail. He bears me. He wants to get used to my madness no matter how torturous it gets fort he both of us. The boy with the past that drives me crazy with jealousy. The boy who dances with me in the kitchen when our heads are a bit cloudy. The boy who draws, and sings a bit too loud, the boy who knows a lot. The boy with the raven tattoo. The boy who holds me in the cold, and tells me I’m beautiful. The boy who slaps me on the heart, more than he should, with his words made of brutal honesty. The boy who makes me cry oceans and laugh blue skies.The boy I fail to understand, most of the time.

I have fallen irrevocably in love with the boy, who was once, simply a stranger.

08.02.2014

Saat sabahın beşi. Seni cam kenarında otururken buluyorum elinde sigaranla. Şaşırmadım, nedense seni böyle bulacağımı biliyordum tam bu sabahın bu saatinde. Hissetmişim belki. Dışarıda soğuk sabahların erken saatlerinde olan o gümüş ışık var. Bir de sigaranın ateşi var, küçük bir ateşböceği gibi görünüyor karanlıkta. Ateş böceği yavaş yavaş dudaklarına yaklaşıyor, değmeden orada duruyor. Sanki ateş böceğini içine çekiyormuşsun gibi görünüyor karanlıkta. Ateş böceği peşinde dumanla gümüş ışığa kaçıyor, sonra geri dönüyor dudaklarına.

Sigaranı söndürmeni bekliyorum. Seni böyle bulmayı bekliyordum evet, ama şaşkınım. Garip bir sessizlik çökmüş senin üzerine. Beni korkuttuğun zamanlardan biri. Karanlıkta göz göze geliyoruz ve sigaranı atıp yanıma geliyorsun. Düşüncelisin, gözünü kapatıp uyumanı umuyorum içten içe, ama uyumuyorsun. Gözlerim gözlerinde, gözlerin tavanda. Karanlıkta suratındaki karmaşayı seçebiliyorum. Ama sana ne düşündüğünü sorduğumda bana bir şey söylemiyorsun. Soğuk elini enseme yavaşça dokundurup, sen uyu aşkım, diyorsun hafifçe yastığa ittirerek beni. Ama gerçekten bunu söylemek istemiyorsun, hiçbir şey söylemek istemiyorsun, kimseye söylemek istemiyorsun. Hiçbir zaman söylemek istemiyorsun. Neler verirdim, bir seferliğine bana anlatman için bu anlardan biri geldiğinde. Kalıyorum, uyumuyorum. Bir kez daha soruyorum, ama sessizce. Biliyorum, zorlamanın lüzumu yok, bir şey söyleceğin yok. Aniden bir sinir dolduruyor içimi, pes ediyorum. Diğer yanağımı yastığa bastırıyorum, bakışlarım senden uzak. Sinirlendiğimi anlarsın belki diye düşünüyorum, ama anlasan da umursamazsın, biliyorum. Seni daha az seveceğimden korktuğun için mi söylemiyorsun bana içini tırmalayanı? Konuşsana benimle sevgilim.  İzin versene mağaralarında dolaşmama, çukurlarına yuvarlanmama, karanlıklarınla sarmalanmama. Siyahtan bir okyanusta, sonsuz ufka yol alan bir gemiye can verircesine çırpınarak ulaşmaya çalışan bir zavallı gibi hissediyorum. Beni yutan, tenime değen, gözlerimi yakan her su damlası beni daha fazla sarhoş ediyor gibi, ulaşma, anlama, yetişme isteğiyle. Bir çocuk gibiyim. Bir sarhoş gibi. Bir aptal gibiyim. Ne kadar derine dalarsam dalayım ben senin zihninde, anlamıyorsun, olabilecek en kötü şey, seni daha çok sevmem. Bana söylemek istemediğinden, paylaşmak istemediğinden mi söylemiyorsun yoksa ne varsa? Öyleyse eğer, beni merakımla, kızgınlığımla, kapılarını tırmalayan aşkımla bıraktığını bilmelisin.

 d.k. 02.02.2014

kelimeler

Tenin tenime yapıştıkça her iç çekişte, aldığın her nefes omzumu ürperttikçe,

Ağırlığın üzerimde, sıcaklığın içimde, sessizliğin damarlarımda

Yavaştan saydamlaşır gibi, seninle, bir başka yere geçiyorum sanki,

Dağılıyorum varlığımızın en küçük parçacıklarına, mutluyum, hafif hüzünlü bir meltem esiyorsa bile zihnimin dağ tepelerinde

Kelimeler dökülüyor parmak uçlarımdan sırtına,

Haritalar çiziyorum göğsüne, onlar beni gidemeyeceğim yerlere götüren yollar

Ya da bir başka hayatta gitmiş olabileceğim yerler,

Ya da seninle gideceğim ,

Ya da asla gidemeyeceğim yerler

Bakışların suratımda dolanıyor, gözlerin gözlerime zımbalanmış gibi,

Beni tutuşun, bana dokunuşun,

Anlayamayacağım, anlatamayacağım kadar saf,

Fazlasıyla gerçek, fazlasıyla basit

Kelimeler dökülüyor dudaklarımdan dudaklarına, dilinin ucuna, yanaklarına, omuzlarına, ensene, sırtına, göğsüne ve kasıklarına

Tutamıyorum, içimin görünmez mürekkebini akıtıyorum her yerine,

Bunca zaman beklemişim seni

d.k. 09.01.2014

Kokun ve sıcaklığın ve tenin

Sadece bu şimdilik.

shadows and demons (1)?

Shadows of this and that remain between us

Forcing words down our throats, and knifes through each others ribs

Sometimes stronger than we woulde ever like them to be drawing a dark curtain on the sparks between us

But I’ve known for long now,

That acceptance and forgiveness can erase any bitter word

That need and craving goes deeper in our souls than any knife does

That no shadow is as great and no demon is as strong as love

d.k. 04.12.2013

no amount of time

Words, they are my best friend and my worst enemy, for they have as much control on me as I do on them. They spill out of my lips at times when I want to keep them buried and they hide behind my teeth and under my tongue when I desperately need them to pour out to free themselves and free me. So many words inside me, so many ‘me’s inside me. So much crazy inside me. The peace and sanity you bring to my soul, I’ve gotten used to already. I know that the crazy, the unstable madness jumps on you sometimes, when I’m unable to hold it down or kill it-even if only temporarily. I know it comes out with words like knives and the attitude of a monstrous bitch. But it only hates you, because you bring such peace and such happiness to me. You bring me sanity. You calm me, you force me into a state of grace, a state of simple peace. You break me free, rip open my lungs, fill them with  fresh air, you lift my eyelids and wake me up with that look in your eyes. You bring my world colour. Like a painter, you colour the grey around me, like a composer, you create sweet music form y heart, like a poet, you write on my body ; with your hands, your lips, your tongue. And I understand now every word that has been written about love, to a lover or for a lover. I understand how it feels to not know a life before the lover, without the lover. I understand all the lovers now. It feels like time passes by much too quick with you, too quick, it feels like I need eternity to understand you and have you, completely. No amount of time with you is ever enough. 

d.k. 07.11.2013

thoughts

You say you need me. But sometimes, I feel like you don’t need anyone at all. Wrong, apologies. I do think you need people, I do think you need someone, I do think you need me and I know it is true when that’s what you tell me. Still, sometimes, I feel like you don’t want anyone, like its almost too simple for you to dwell in loneliness. It scares me, because even though I enjoy my loneliness quite a lot at times, I need you very much and I want you very much.
Even when I need my loneliness, I need you. What if though, what if, you decide that you love your loneliness more an you love me and what if, you get carried away with it.
So I love it, when you say you’re in love with me, when you need me. I love it when you say every word, meaning it. Because then I know, I feel like I know, that even though you enjoy your loneliness quite a lot at times, you enjoy my presence more and that you need me and want me as much as I do.
d.k.

travelling

I look out of the plane’s window and watch cities made of small golden dots of light stand still, yet blinking and sparkling in the great black ocean and then slowly disappear. I think of all the people down there and I think of them, thinking of all the planes up here. And i think of you. It’s funny, this is the furthest we’ve ever been from each other ; literally, I mean. All the miles.

This foreign city I’ve been to before, with you, waves of bittersweet thoughts and emotions hit me.

Times like these, I realize how much I truly need you by my side, right here and how much I want to share with you every experience there is. How you are a part of my wanderlust and how I don’t feel like sharing it with anyone but you.

I think of you and I really can not help but wonder, do you think of me as often as I think of you? Do you miss me as violently and as much as I do? I hope you do. And even if you don’t, it’s way too late to worry about that.

jealousy and fear

It’s like there is a you that I can’t have, don’t know, another you that I am not familiar with , yet I also feel like I’ve known you all my life. Weird to explain, weirder to experience. The idea that you’ve been with other lovers, had other lovers, hits me hard at first. Makes me nauseous. Makes me angry. Makes me feel lost and distanced to you. But then I think, maybe the reason it hits me hard is because I haven’t had as many lovers as you did. And I don’t know, not quite sure, if you have loved anyone the way you love me now. I know though, that I haven’t. I want to leave a mark on you, remain with you, erase your past love stories. Is this the need to satisfy my ego? Or does it simply make me too jealous to think that you have said the words to someone else? Is it too horrible to even imagine the possibility of you being close to another, even if it was once? Maybe all of the questoins have the same answer ; yes. It’s just that I love you so much, and that I ‘ve gotten used to your presence, and the way we have eachother, brings me an unexplainable bliss. I fear losing you. I fear failing you. I fear you, failing me and you leaving me. I fear many things. A bit too many possibly.

The thing is that though, you make me brave in a way that is not brave in the conventional way. And you make me feel alive, more alive than I have felt in quite some time, and alive in the right way.

No amount of time spent with you, is ever enough. Ever.

d.k. 05.10.2013