Pull me into your hurricane

Drown me in your ocean

I am not afraid,

I’ve never been.

defne kartal 18.09.2014

Birlikte buralardan gidebileceğimiz gün.

defne kartal 18.09.214

I want to snuggle up in your rib cage, so I can lie next to your beating heart, surrounded by your fiery veins. Then, I would live in bliss for ever, in your velvet darkness.

Then, I ‘d be with you wherever you went,

I’d climb your bones to your core and pour out of you to rest on your skin for a while.

My secret hiding place, my shelter you are.

defne kartal 18.09.2014

But he is also a beast,

untamed and violent 

and words still cut like blades,

some wounds don’t heal, some do

burns don’t heal but they don’t hurt as much as they used to

Some things I can forgive and some I never can,

some I don’t really want to because what is a lion without its pride?

defne kartal 18.09.2014

Kim olduğumu bilmiyorum,

hala anlamaya, bulmaya çalışıyorum. Nasıl yapacağımı bilmesem de seninle yapmak  istediğimi biliyorum.

Yol ayrımlarından, uçurumlardan, kapıları açmak ve kapamaktan korkuyorum.

Ama seninleysem olabildiğim en cesur halime dönüşüyorum. Seninle cesurum.

Bu dünyanın her köşesini seninle gezmek istiyorum.

Evimden, bir yere ait olmaktan vazgeçerim çünkü evim sensin ve sadece sana aidim.

defne kartal 15.09.2014

He’s a thunderstorm roaring at the bottom of an ocean,

he is the bird who has lived for thousands of years, wise and ever young still

he is the greatest marble statue, paler and more beautiful than any Greek god

with veins like rivers and eyes like arrows,

arms like home and bones like branches of the trees in winter

he is the greatest mystery of my universe,

life itself,

an extraordinary piece of art,

I am only a spectator

And I am his.

defne kartal 15.05.2014

Benim biricik sevgilim,
her sabah senin kokuna uyanıp, her gece boynuna gömülü uykuya dalsaydım hiç bur derdim olmazdı herhalde.

12 Eylül 2014

Ellerin mermer heykellerin yildizdan yontulmus elleri gibi, sadece senin ellerin gercek. Ve sertler, ve damarlarin nehirler gibi ve parmak uclarin yumusak.

Beni tutusun okyanus gibi. Okyanus beni hic tutmadi aslinda, ama tarif etmenin baska yolu yok bana dokunusundaki yogunlugu ve dalga dalga bana vuran ‘sen’i.

17 agustos 2014

sensiz geçirdiğim bir gece

Sensiz geçirdiğim bir gece. İçmememi istemiştin sen yokken. İçtim. Bir şişe şarabı devirdim. Geceler uzun demiştim sana. Sandım ki eğer içersem bir anlığına olsa da aklımdan çıkarsın. Düşünmeyi bırakırım. Rahatlarım azıcık sandım. Hiç de sandığım gibi olmadı. Her an aklımdan çıkmamaya devam ettin. Daha da kötü oldu herşey. Gecenin o uzun saatleri boyunca ne yaptığını düşündüm bensiz. Onunla. Kendimi durduramadım ve izin verdim düşüncelerimin beni boğmasına. Bastıramadım bir anlığına bile. Hep düşündüm; nerdesin, nasıl uyuyorsun, yine horluyor musun, beraber oturuyor musunuz, içiyor musunuz, yıldızları mı izliyorsun, orada hava nasıl acaba, sen nasılsın, aklına geliyor muyum. Bunları hep düşündüm. Düşündükçe canım yandı ve önümde beni bekleyen onlarca geceyi daha nasıl geçireceğimi bilemedim. Hepsi kara delikler gibi gözüktü. Sürekli düşündüm. Aldığım her yudumda daha çok düşündüm. Daha karanlık düşündüm. Daha gri düşündüm. Tenini düşündüm, suratını düşündüm, sesini düşündüm. Düşündükçe canım yandı. Önümde çok uzun geceler var sevgilim. Nasıl geçireceğimi bilmiyorum. Bir uğraş bulurum belki kendime. Belki biraz daha içerim. Kızarsın bana. Belki hiç içmem o yüzden. Beklerim geçmesini. Hep yaptığım gibi. 

d.k. 25.07.2014

bensiz geçirdiğin bir gece

Bensiz geçirdiğin bir gece. Bir başkasıyla. Uzaklara giden yollarda. Sokak lambalarının ışığı altın bir nehir gibi akıp gidiyor, gözlerindeki ışıltı; giden olmanın, özgür olmanın ışıltısı. Görebiliyorum seni başın otobüs camına yaslı, uykudasın. Görebiliyorum seni benzinci kenarlarında, sigara mmolasında.

Aklından geçiyor muyum?

Sen benim aklımdan geçiyorsun. Her dakika hem de. Yazın başında birlikte yaptığımız gece yolculuğunu hatırlıyorum. Başım kucağındayken yüzümü belki bininci defa tanımıştın parmaklarınla. Sonra kendine çekip öpmüştün beni ama sadece dudaklarıma değil içinde bulunduğumuz ana sahip olmak ister gibi öpmüştün. Otobüsün kuytu arka koltuğunda defalarca öpmüştün beni, dokunmuştun bana yine ve yine.

Kaynağı uzak ışıklar yüzüne yansırken bir anlığına karanlıkta, izlemiştim seni. Öylece gitmiştik.

Aklına geliyor muyum?

Şimdi nerdesin? Hangi şehrin hangi sokağında?

Bavuluna sığabilseydim keşke. Çabuk dön bana. Geceler uzun.

d.k. 24.07.2014